İman Ve Namaz- Ali Ramazan Taşdelen

İman Ve Namaz- Ali Ramazan Taşdelen

İMAN VE NAMAZ

Peki, gaybın bir parçası olan hesap gününde sorguya çekileceğimiz ilk amelimiz olan namazı nasıl bu kadar geri plana atabiliyoruz? 

Namazımız, İslam’ın şartlarında, kelime-i şehâdetten sonra ikinci sırada saydığımız en önemli farz ibadetimizdir. İslam dininde, kılmazsak büyük cezalara sebep olacağı belirtilen bu ibadetimiz, Allah Teâlâ tarafından Miraç gibi önemli bir zaman diliminde Müslümanlara emredilmiştir. Ne yazık ki, Müslümanlar, dinin gereği olan bu ibadete, özellikle günümüzde, gereken önemi göstermiyorlar. Allah’ımız bize namaz kılmayı değil, onu dosdoğru kılmayı emrederken, çoğumuz bu emri gereği gibi yerine getirmiyoruz.  Biraz daha ileri gidip namazı 2-3 vakte indiren hatta hiç kılmayanlarımız oluyor. Peki, bu sorunumuzun başlıca nedeni ne olabilir?

Bizim sorunumuz, imanımızın esaslarını henüz gereği gibi özümseyememişken, İslam’ın şartlarını gerçekleştirmeye çalışmak. Yeni Müslüman olmuş biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahirete ve kadere iman etmeden, nasıl şehâdetinin içi boş kalıyorsa, biz de bu şartlara tam manasıyla iman etmedikçe namazımızda eksiklikler olabilir. Bakara Suresi’nin 177. ayetinde de bu konuda “…Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir... ” denmektedir. Yani amellerimizden önce iman gelir. Ardından da imanın gereği namaz gelir.

Hepimiz -Elhamdülillah- Müslüman olduğumuz için gayba inanırız. Allah Teâlâ da kendisinden sakınan insanları, Bakara Suresi 3. ayette “Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.” diye tarif eder. Peki, gaybın bir parçası olan hesap gününde sorguya çekileceğimiz ilk amelimiz olan namazı nasıl bu kadar geri plana atabiliyoruz?  Ya da biz Allah’a karşı gelmekten sakınan kimseler değil miyiz? Cabir (r.a.): “Rasulallah (s.a.v.)’i: ‘Kişi ile şirk ve küfür arasında namaz vardır.’  buyururken işittim.” (Müslim, İman 134) demiştir. Küfür ve şirk, Allah’ın zikrettiği en büyük günahlardır. Namazını kılmayan insanda iman zayıflığı görülmesi riski yüksektir. 

Namaz, insanların günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Abdullah b. Mesut’tan rivayetle: “Bir adam bir kadını öptü. Sonra bu durumu Rasulüllah’a haber verdi. Bunun üzerine: “Gündüzün iki yanında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.” (Hud Suresi, 114) anlamındaki ayet indi. Peygamberimize (s.a.v.) iman etmiş ve onu bizzat görmüş sahabelere bağışlanmaları için namaz kılmaları emredilmiştir. Buradan anladığımız üzere namaz küçük günahlara keffarettir. Bizim namazımızdaki eğrilikler, namazımızın, bırakın bir tövbe yerine, bir ibadet yerine geçmesine bile engeldir. Kurtuluşa erenlerin en önemli özelliklerinden biri namazlarındaki huşudur. (Müminûn Suresi, 2. ayet)

Namazımız bize Allah’ı hatırlatır ve Allah’tan sakınmamız için bize yardımcı olur. Günde beş defa Allah’ı anmak içimizdeki Allah korkusunu alevler. Bu konuda Ankebut Suresi 45.ayette “ (Resulüm!) Sana vahyedilen Kitap’ı oku ve namaz kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” buyrulmaktadır. Ayet, günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin en sağlam yolunu göstermektedir. Şüphesiz bu, en geniş manada Allah’ı anmaktır. Kuran tilaveti ve namaz bunun en başta gelen şekilleridir. Hakkı verilerek kılınan namazın da ruhu kötülükten alıkoyacağı, bu ayette ve birçok hadiste ısrarla belirtilmektedir. İyiliğe sevk etmeyen, kötülüklerden alıkoymayan bir namaz ise, İslam büyükleri tarafından sırtta taşınan büyük bir vebal olarak görülmüştür. 

Allah’a karşı sorumluluk duygusu, her tarafımızı kaplaması gerekirken onu daha namazımıza bile taşıyamayışımız, bizim için gerçekten acı verici bir durumdur. Yüce kitabımızda “Namazlarını hûşu ile kılan müminler kurtuluşa ermişlerdir.” buyrulmaktadır. (Mü’minun,1-2) Bu ayet-i kerime inmeden önce sahabenin bir kısmı namazdayken gökyüzüne bakıyor, sağlarına sollarına bakınıyorlardı. Bizim toplumumuzda da görülen bu hal, Allah’tan sakınmaya özen göstermediğimiz anlamına gelir. Allah önünde, büyük makam sahibi insanlardan korktuğumuz kadar O’ndan sakınmazsak gerçekten ne yazık bize. Allah bizi dosdoğru yolundan sapanlardan eylemesin. Allah’ım bize namazlarımızı huşû içinde kılmamızı nasip eylesin.

İçeriği Paylaşabilirsiniz:

Copyright © 2020 - Ömer Çam AİHL Kültür Portalı. Tüm Hakları Saklıdır.